Kayıt Sayfasına Hoşgeldiniz
Giriş Sayfasına Hoşgeldiniz
Şifrenizi mi unuttunuz?
En Güzel Bebek İsimleri

19
Oca

Hamile olduğunuzu öğrendiniz ve bunun için çok mutlusunuz. Eşinizle uzun zamandır beklediğiniz, hayallerini kurduğunuz bebeğinize sonunda kavuşacaksınız. Haberi ilk aldığınızda yaşadığınız şaşkınlığın ve sevincin yerini bir süre sonra elbette haklı bir merak alır ve de tatlı bir telaş. Acaba bebeğim kız mı olacak yoksa erkek mi? Kız olsa ismini ne koysak? Erkek olsa ismini ne koysak? Aşağıda sizin için en güzel bebek isimlerini derledik ve hazırladık. Son zamanların en moda isimlerini de aşağıda bulabilirsiniz. Bebeğinize daha önce duyulmamış bir isim koymak istiyorsanız, yine aşağıya bir göz atın deriz.

Önce erkek bebek isimlerine bakalım :

-A-

Abay : Sezgi, anlayış, dikkat
Acar: Atılgan,çevik, Gürcü soyundan
Acun: Evren, kainat
Adal: Ün kazan
Adar: Uygur metinlerinde geçen bir Türk adı; olgunluk, erginlik; omuzdaş
Adsay: Moğol hakanlarından biri (Ölümü:1434)
Afşin: Zırh,silah. Sultan Alparslan’ın komutanlarından biri
Akal: Beyaz ve kırmızı
Akan: Akmakta olan
Akanay: Akıp giden ay
Akdora: Karlı dağın doruk noktası
Akel: Eli uğurlu anlamında
Akın: Düşman topraklarına yapılan saldırı. Birşeyin ardı arkası kesilmeyen geliş durumunda olması
Akınalp Savaşan yiğit kişi
Akgiray:Temiz ve yaraşır
Akgün: Parlak gün, uğurlu gün
Aksoy: Temizsoy, paksoy; Uğurlu soy, kutlu soy
Aksu: Kayalardan sızan tatlı ve duru su. Anadolu’da birçok akarsu ve yer adı.
Aktan: Ak renkli tan, kutlu tan, uğurlu tan
Aktuğ: Beyaz renkli tuğ. Kutlu tuğ, uğurlu tuğ
Alaner: Alan eri, meydan yiğidi
Alatan: Güneşin doğuşundan önceki vakit
Alatuğ: Alaca renkli tuğ
Alaz: Yanan bir şeyin yayılan alevi
Aldeniz: Kızıldeniz, al renkli deniz
Aldoğan: Al renkli doğan kuşu
Alemdar: Sancak ya da bayrak taşıyan
Algan: Kentleri, ülkeleri ele geçiren, alan
Algün: Kızıl gün; kızıl renkli güneş
Ali: Yüksek,büyük
Alican: Üstün yaradılışlı yüce kişi
Alihan: Ali + Han
Alinur: Ali + Nur
Alize: Bir rüzgar adı
Alkan: Al renkli kan, temiz kan
Alkanalp: Al kanlı yiğit
Alkım: Gökkuşağı
Alkor: Al renk almış kor ateş
Alp: Büyük işler başaran; yiğit
Alpay: Cesur, ay gibi parlak, yiğit
Alper: Yiğit er
Alperen: Ermiş yiğit, ermiş kahraman
Alpergin: Yiğit ve olgun, ermiş
Altan: Hakan’lara verilen san, güneişn doğarken ufka yaydığı kızıl renk
Altuna: Tuna ırmağının gün batarken aldığı durum için Osmanlılar’ın verdiği ad.
Amil: Etken, etmen
Andaç: Anılar, hatıralar
Angın: Ünlü, tanınmış
Anıl: “Başkaları tarafından sözün edilsin”, sakin, yavaş, ağır
Aral : Takımada,sıradağlar
Aras: Bir ırmak adı
Arda: Meriç ırmağının bir kolu; Sonra gelen; İşaret olarak yere dikilen nişan değneği
Ardahan: Arda + HAN; Doğu Anadolu’da bir ilimiz
Ardıç: Yemişleri ilaç olarak kullanılan ağaç
Arcem: Ar + Cem (Namuslu, arlı hükümdar, padişah)
Argun: Gizli, saklı, arınmış. Kamıştan yapılmış bir çalgı; Vahşi hayvan
Arın: Arınmak eyleminden arın; sade ol
Arkay: Yükselmek, göğe doğru çıkmak. Her yana çıkık durmak
Arkın: Yavaş, ağır, sakin
Armağan: Ödül
Arman: Kutsal rüya, ermek istenilen şey, arzu
Arsun: Yüreğindeki temizliği yansıtan
Aslan: Güçlü ve yırtıcı bir hayvan. Gürbüz ve yiğit kişi
Asrın : Bu asıra ait, bu devire uygun
Asutay : Hırçın tay
Aşkın: Aşmış, ileri
Ata: Dede ve büyükbabalardan herbiri
Atabek: Selçuklularda şehzadelerin eğitimcisi
Atahan: Soyu hükümdarlardan gelen
Ataç: Atalardan gelen
Atalay: Ünlü, soylu, tanınmış
Ataner: Baban, atan, soyun yiğit anlamında
Ataol: Yüce bir insan ol
Atasagun: Doktor, hekim
Atasoy: Ecdadı soylu
Ateş: Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla ortaya çıkan ısı ve ışık
Atik: Çabuk davranan, çevik
Atıl: Bir amaca doğru hızla ilerleme (A harfi uzatılarak okunmalıdır, aksi halde atıl durağan anlamına gelir)
Atılay: İleri atılan
Atılgan: Girişken, hevesli
Atınç : Atılgan / Atak
Atilla: Hun hükümdarı (Attila olarak yazılan şekli de türkçedir.)
Ayaz: Hava ve gece için soğuk
Aybars: Ay gibi parlak, pars gibi çevik ve güçlü. Hun Hükümdarı Atilla’nın amcası
Ayberk: Güçlü ışığı olan ay
Aydemir: Yüzü kavisli bir çeşit keser
Aydoğan: Ay doğsun anlamında
Aydonat: Işık donat, parlaklık donat anlamında
Ayerdem: Ay+Erdem
Aygen: Dost, gönüldeş
Aykut: Kutlu ay, uğurlu ay
Aytaç: Ay+Taç
Aytan: Ay+Tan
Aytaş: Ay gibi parlak ve sert
Aytek: Ay+Tek
Aytuğ: Ay gibi parlak tuğ
Ayyüce : Ay gibi aydınlık nurlu ve yüce olan er
Ayvaz: Savaş gemilerinde cerrah yamağı
Azad: Özgür, kurtulmuş, başına buyruk anlamında
Azer: Ateş

-B-

Babür: Büyük Moğol devletini kuran hükümdarın adı
Baha: Değer, kıymet, üstünlük
Bahadır: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi
Balkan: Sarp ve ormanlık sıradağlar
Balkar: Kafkasya’da yaşayan Kıpkaç’ların bir kolu
Balkır: Şimşek
Baran: Direnci kıran, ulu, yüksek
Baransel : Güce, kuvvete ait. Güçsel.
Barbaros: Avrupa’lılar tarafından Hayrettin Paşa’ya verilen isim
Barın : Bütün,tüm – Güç kuvvet
Barış: Savaşın bittiğinin bir anlaşmayla belirlenmesinden sonraki durum
Barkan : Çölde oluşan küçük kum kitlesi
Barkın : Gezgin, Seyyah, Sürekli gezipdolaşan
Barlas : Kahraman
Bartu: En eski Türk hanlarından biri
Bars : Kaplan benzeri yırtıcı hayvan
Başer : Başta gelen
Batı : Güneşin battığı yön
Batıhan : Batı’nın hükümdarı, hanı
Batıray : Ay gibi yiğit
Batu : Güçlü Kuvvetli
Başar: Başarılı ol anlamında
Batın: Karın, kuşak, nesil
Batur: Güçlü, kuvvetli
Batuhan: Batının hanı; Güçlü, kuvvetli han
Batur: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi
Baturalp: Yiğitler yiğidi
Baycan : Zengin
Bayhan: Zengin han, soylu han; Beyhan
Baykal: Zengin kal, varlıklı kal anlamında; Deniz
Baypars: Zengin ve kaplan gibi
Bayülken: Yüce insan
Bediz: Resim, tasvir, süs
Beha: Ender, zor bulunan
Behiç: Şen, güleryüzlü
Belen: Bel, geçit, iki dağ arasından geçen yol
Belgi: İşaret, bellenecek şeye konulan im
Bengi: Ölümsüz, hep kalacak olan
Bera: İlim ve cemalde üstünlük
Berat: Birine nişan, madalya veya herhangi bir ayrıcalık verildiğini bildiren belge
Berk: Sert ,sıkı ,sağlam
Berkay: Güçlü ve ay gibi
Berke: Altınordu Hükümdarı
Bermal : Birşeyler yapmakla ilgili, yapan, ortaya çıkaran, becerikli
Berkin: Çok kuvvetli, pekiştirilmiş
Berktan: Ber+Tan=Tan yemişi
Besim: Güleç
Betim: Kişi veya olayları gözde canlandırma, tasvir
Bilge: Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kişi
Bilgehan: Bilgili ve soylu kişi; Göktürk imparatorlarından birinin adı
Bilgin: Herhangi bir konuda derin bilgisi olan.
Birant: Bir+Ant= tek yemin
Birge: Hep beraber anlamında
Birgen: Yanlız, yanlızlığa alışkın
Birhan: Tek han, biricik han
Birkan: Bir+Kan= soyu tek
Bora: Yağmurdan önceki kısa ve sert yel
Boran: Gök gürültülü sağnak yağış
Buğra: İki hörgüçlü,iri deve
Buğrahan: ilk müslüman türk hakanı olan ” satuk buğrahan” adının birincisi. Karahanlılar devrinde yaşamış ve topluca türklerin toplu halde müslüman olmasına vesile olmuştur.
Bulut: Havada asılı durumdaki su damlacıkları topluluğu
Burağan: Kısa süreli ,güçlü yel.
Burak: Kişinin ruh durumu; Hz. Muhammed’in Kudüs’te dağa çıkarken bindiği at benzeri hayvan
Burç : Kale, hisar çıkıntısı – Güneş sistemi – sarp yamaç
Burçak: Baklagillerden bir bitki
Burkhan: Heykel

-C-

Can: Yaşamı sağladığına ve ölümle vücuttan ayrıldığına inanılan soyut varlık
Canalp: Can+Alp=Cana yakın, sevimli yiğit
Canberk: Sağlam, canlı, metin
Candaş: Candan, değerli dost
Canel : Dostluk eli
Cankat : Yaşamına can ekle, sevinçle dol
Cankut : Mutlu, talihli – Talih, şans
Cem: Hükümdar,şah
Cemre: Şubat ayında birer hafta aralıklarla önce havada, sonra suda ve en sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi: “Bu cemre sözü Arapça kor ateş manasındadır.”
Cenk: Sava
Cesur: Cesaretli,gözüpek,korkusuz
Ceyhan: Akdeniz bölgesinde bir nehir
Cevit: Çevik, atılgan
Cihan: Dünya
Cömert: Eliaçık
Cumhur: Topluluk,kalabalık
Cüneyt: İyi ata binen binici

-Ç-

Çağ: Başı ve sonu belli olan ve belli bir özellik taşıyan zaman dilimi
Çağan: Bayram; Doğan kuşu
Çağatay: Cengizhan’ın ikinci oğlunun adı
Çağda: Yeni bir çağa adım atılmış
Çağdaş: Çağın koşullarına uyguna uygun; Aynı çağda yaşayan
Çağhan: Çağın hanı; Çağdaş han
Çağıl: Çağlamak eyleminden çağıl; Küçük taş parçacıkları, çakıl
Çağın: Yıldırım; Çağa ilişkin
Çağlar: Çağlayan, çağlayıp akan; Şelale
Çağlayan: Köpürerek yüksekten düşen su
Çağman : Çağdaş insan
Çağrı: Davet
Çakabey: Oğuzlarda bir Türk beyi
Çakın : Şimşek, parıltı
Çakır: Göz rengi mavi, benekli
Çelen : Yakışıklı, saçak, akıllı
Çelik: Özel bir metal alaşımı; Sağlam
Çetin: Çözümlemesi güç olan
Çevik: Çabuklukla davranan
Çevrim : Girdap, sürekli değişim, anafor
Çığır : Çığın açtığı iz, yol – Yenilikçilik
Çınar: Uzun ömürlü bir ağaç cinsi
Çıvgın: Rüzgar ve karla karışık yağan yağmur
Çolpan: Gözleri uzağı iyi gören; Çoban yıldızı

-D-

Dağhan: Oğuz tanrılarından biri; Yerkabuğunun çıkıntılı bölümleri; Eski Türklerde dağ tanrısı
Dalay: Deniz
Dalga: Denizin rüzgarlı havada kabarıp kıyıya sürüklenmesi; Hareketli su kütlesi
Darcan: Sabırsız, aceleci
Değer: Yüksek nitelikleri olan kimse
Deha: İnsan zekasının ulaştığı en yüksek nokta
Demir: Yeraltından çıkarılan işlemeye çok elverişli bir metel
Deniz: Yerkabuğunun çukur bölümlerini kaplayan birbirine bağlantılı tuzlu su yığını; derya
Denizhan: Deniz+Han
Derin: Çok gelişmiş, çok ilerlemiş
Derman: Güç
Destan: Efsane
Devran: Zaman; devir
Devrim: Hızlı,geniş kapsamlı niteliksel değişim
Dinç: Güçlü ve sağlıklı kimse
Dirim: Yaşama gücü
Doğa: Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü; tabiat
Doğaç: Önceden düşünülüp hazırlanmadan ortaya çıkan düşünce, eylem
Doğan: Kartalgillerden alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş
Doğanhan: Doğan kuşu gibi çevik ve atılgan han
Doğu: Güneişn doğduğu ana yön, şark
Doğukan: Doğu halkından olan
Donat: Giyindir, teçhiz et anlamında
Doruk: Zirve, dağların en yüksek yeri
Dorukhan: Hanlar hanı (Öneren: Bahar Hamarat)
Duman: Bir maddenin yanmasıyla çıkan renkli gaz
Durul: Berrak duruma gel anlamında
Dünya: İçinde yaşadığımız gezegen

-E-

Ediz: Yüksek yer, herşeyin yükseği
Efe: Batı Anadolunun yiğidi
Efkan: Çığlıklar, inlemeler
Eflatun: Açık mor
Efsun: Büyü
Ege: Yaşça büyük,ulu
Egehan: Engin denizlerin hükümdarı
Egemen: Gücü yeter olup buyruğunu yürüten
Ekim: Sonbahar mevsiminde bir ay; Toprağı ekme eylemi
Ekin: Tahılın tarlaya atılmasından harman oluncaya kadarki adı
Elçi: Uzlaştırmacı
Elgin: Yurdundan evinden uzak düşmüş kişi
Elhan: Nameler, ezgiler
Emir: Buyruk, komut
Emrah: Saz çalıp, oynayan
Emre: Dost, beylerbeyi, büyük erkek kardeş
Emri: Emirle ilgili
Engin: Uçsuz ,bucaksız
Enginsu: Deniz anlamında
Enis: Dost,arkadaş
Enese Hz. Ali’nin komutanı
Erdem: Alçak gönüllülük; Düşünce ve davranışta iyiliklerin bir araya gelmesiyle beliren yetkinlik; Yiğitlik, doğruluk
Erdeniz: Deniz gibi geniş ve engin er
Eren: Kendini tanrıya adamış kişi; Evliya, aziz
Erendiz: Jüpiter gezegeninin adı
Ergin: Olgunlaşmış, ermiş kişi
Erguvan: Eflatun ile kırmızı arası çiçek açan süs bitkisi
Erim: Bireyin erebileceği uzaklık
Erinç: Hiç eksiği ve üzüntüsü olmama durumu; Huzur
Erk: Güç
Erkin: İstediği gibi davranabilen,özgür
Erksin: Güçlü ve kuvvetlisin
Erkut: Uğurlu er
Ersen: Sen ersin anlamında
Ersin: Ersin, erkeksin anlamında; Ateş küreği; Bir çeşit güzel kokulu bitki
Ertan: Erken gün doğma zamanı
Ertunç: Tunç gibi sağlam erkek
Ertunga: Yiğit, hakan
Eser: Yapıt
Etkin: Hareketli, yaptırıcı
Evgin: Aceleci, bir işin bir an önce olmasını isteyen
Evren: Varolan şeylerin tamamı
Evrensel: Her şeyi kapsayan, dünya ölçüsünde olan
Eylem: Bir amaç ve yöntemle yapılan hareketlerin tümü
Eyup: Bir peygamber ismi

-F-

Fadıl: Faziletli, ahlaklı
Fahir: İftihar edilecek, övülecek
Faik: Üstün, yüksek
Falih: Başarı kazanan, isteğine ulaşan
Faruk: Haklıyı haksızı ayırabilen
Fatih: Fetheden, hüküm veren
Fazıl: Failetli, ahlaklı
Fehim: Anlayışlı, zeki
Ferdi: Kişiye özgü
Ferhan: Sevinçli, neşeli
Ferhat: Güçlüyü yenip bir yeri ele geçiren
Ferid: Eşsiz, benzersiz
Feridun: Eşsiz, benzersiz
Ferit: Avcı kuş
Ferruh: Uğurlu, kutsal
Fethi: Fetih ile ilgili
Fevzi: Zaferle ilgili; Galip, üstün gelen anlamında
Feyezan: Su baskını ,sel
Feyyaz: Bol,verimli,gür
Feyzullah: Allahın bilimi
Feza: Uzay
Fırat: Türkiye’nin en uzun nehrinin adı
Fikret: Düşünce, akıl, anlayış
Fikri: Düşünceyle ilgili
Fuat: Kalp, gönül
Furkan: İyi ile kötü arasındaki farkı gösteren herşey

-G-

Gencay: Yeni doğmuş ay; Hilal biçimindeki ay
Gerçek: Yakıştırma veya yalanı olmayan
Giray: Laik ve uygun anlamında; Eskiden Kırım prenslerine verilen ünvan
Gokada: Samanyolu gibi bağımsız uzay adası
Gökalp: Mavi gözlü genç ve güzel yiğit
Gökay: Hem gök, hem ay; Güzel ay
Gökberk: Sağlam ve gök gibi mavi; Engin ve erişilmez
Gökdal: Yeşil dal, yeni dal
Gökhan: Göğün hanı; Oğuzhanın altı oğlundan biri
Gökmen: Sarışın, mavi gözlü kimse
Gökova: Muğla ilinde bir körfez
Göksel: Gökle ilgili
Göksenin: Gök sana ait anlamında
Göktuğ: Gök+Tuğ= mavi renki tuğ
Göktürk: Orta Asya da yaşamış eski Türk ulusu
Gönen: Yazın suyu kuruyan gölcük; Toprağın içerdiği nem, rutubet; Ekilecek toprağın tavlandırılması
Gönenç: Bolluk ve rahatlık içinde yaşama
Görkay: Güzel ay
Görke: İhtişamlı, görkemli
Görkem: Göz alıcı ve gösterişli
Gurur: Özsaygı, içdeğer
Güçlü: Gücü olan kişi
Gün: Güneş, geneş ışığı
Günal: Işık al, ışıklı ol anlamında
Gündoğan: Güneşle doğan, gün doğarken olan
Gündüz: Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü
Güneş: Gezegenlere ısı ve ışık veren gök cismi
Güney: Her zaman güneş gören
Günsu: Güneş gibi temiz ve berrak su; Hem gün, hem su
Gür: Bol ve güçlü
Gürdal: Sık dal, biraraya gelmiş güçlü dal
Gürel: Oluş ve dönüşüm durumunda bulunan
Gürkan: Kanı gür, sağlıklı, hareketli, yerinde duramayan
Güven: Korku ve kuşku duymadan inanma duygusu; Herhangi bir tehlikeden uzak olma durumu
Güvenç: Güvenme duygusu

-H-

Hafız: Koruyan, saklayan; Kuran’ı ezberlemiş kişi
Hakan: Eski Türk ve Moğol hükümdarı
Hakkı: Doğrulukla, adaletle ilgili
Haldun: Sonsuz, ebedi olan
Halil: Yakın dost
Halim: Sessiz, sakin; Yumuşak huylu; Yavaş
Halis: Katıksız, saf, temiz; Yanlız
Halit: Sonsuz, sürekli
Haluk: Herkesle iyi geçinen,temiz huylu
Hamdi: Allahı övmek, şükretmek
Hamdullah: Allahın övgüsü
Hami; Himaye eden, koruyan
Hamit: Övgüye değer
Hamza: Heybetli, azametli
Harun: İnat eden, huysuz
Hasan: Güzellik, iyilik
Haşim: Gösterişli, muhteşem
Haşmet: Görkem, gösteriş, büyüklük
Hayat: Doğumdan ölüme olan süre
Hayati Dirilik, canlılık; Hayatla ilgili
Haydar: Cesur, yiğit
Hayrettin: Dinin hayırlı, mübarek kıldığı
Hayri: Hayırla, iyilikle ilgili
Hayrullah: Allahın hayırlı ettiği
Hazar: Barış, güven
Hazım: Akıllı, işbilir
Hıncal: Öç al anlamında
Hızır: Ölümsüzlüğe kavuştuğuna inanılan kişi
Hidayet: Doğru yola girme, müslüman olma
Hikmet: Bilgelik, özlü söz, vecize
Hilmi: Sakin, yumuşak huylu
Himmet: Çaba, emek, irade
Hüdaverdi: Allahın verdiği
Hür: Özgür
Hulki: Yaradılışla ilgili, iyi huylu, ahlaklı
Hulusi: Saf, içi temiz, samimi, içten
Hurşit: GÜneş
Hüray: Ay gibi özgür
Hürcan: Özgür
Hürkan: Özgür soydan gelen
Hüsam: Keskin kılıç
Hüsamettin: Dinin keskin kılıcı
Hüseyin: Küçük sevgili
Hüsnü: Çok güzel

-I, İ-

Ilgat: Esinli ve akış için kullanılan, yavaş yavaş anlamında
Ilgaz: Atla doludizgin ve ansızın yapılan akın saldırı
İlbay: Vali
İlgi: İki şey arasındaki ilişki, bağ; Bir şeye karşı duyulan merak; Belli bir olay veya düşünceye karşı olan eğilim
İlgün: Halk, ulus, ahali
İlham: İçe doğma, esin
İlhan: Bir ülkenin başında bulunan hükümdar
İlke: Bir nesnenin, bir olayın, bir varlık türünün doğuşunu sağlayan söz
İlter: Yurtsever
İnan: Bir şeyin doğruluğuna sarsılmaz bir duyguyla katılma.
İnanç: Bir düşünceyi doğru sayarak benimseme; Tanrının varlığına inanma
İsfendiyar:Pehlivan
İskender: M.Ö. 4. yy’da yaşamış büyük imparator
İstemihan: Göktürk devletinin kurucusu
İzgi: Akıllı, adaletli
İzlem: İzlemek eylemi

-K-

Kaan: Hanlar hanı
Kahraman: Yiğit,cesur
Kağan: Hakan, imparator
Kamer: Ay
Kanat: Kuşlarda uçmayı sağlayan üst üyeler
Kandemir: Kan+Demir=Kanmış tok demir anlamında
Karaca: Rengi karaya yakın, esmer; Avrupa ve Asya’nın ılıman bölgelerinde yaşayan kısa ve çatallı boynuzlu bir memeli hayvan
Kartal: Yüksek kayalarda yaşayan yırtıcı bir kuş
Kaya: Büyük ve sert taş kütlesi
Kayıhan: Güçlü hükümdar
Kerem: Lütuf
Kerim: Soylu, cömert, yüce
Kılıç: Uzun ve kesici savunma aracı
Kıraç: Sulanmayan toprak, kır halinde işlenmemiş bitek olmayan toprak
Kıvanç: Sevinç
Kıvılcım: Yanmakta olan ateşten sıçrayan küçük ateş parçaları
Koral: Sınır muhafızı; Kaynağı dini ezgi olan orkestra parçası
Koray: Kızıl renk almış ay
Korhan: Kor ateş gibi han
Korkut: Korkusuz, heybetli
Köksal: Kök+Sal
Kubilay: Moğol hükümdarı
Kuday: Tanrı
Kudret: Erk, iktidar
Kuntay: İri yapılı genç
Kurthan: Kurt+Han
Kurtuluş: Tehlikeli veya kötü bir durumu aşmak
Kutalp: Mutlu olmuş yiğit kişi
Kutlu: Uğurlu, ongun
Kutlukhan: Kirman’da hüküm sürmüş hanedan
Kuzay: Bir yön
Kürşad: Göktürk Prensi

-L-

Laçin: Kahraman, korkusuz, yürekli.
Lemi: Parlama, parıltı
Levent: Savaş zamanında deniz askerliği yapan asker sınıfı
Lider: Önder

-M-

Mahir: Becerikli, maharetli uz elli
Mecnun: Çılgın, deli
Melih: Güzel, şirin, sevimli
Mengü / Mengi: Ölümsüz, ebedi
Meriç: Balkan Yarımadasından geçen bir ırmak
Mert: Yiğit, sözünün eri
Mertcan: Yiğit can
Mete: Bey soyundan gelen, soylu
Metehan: Bilinen en eski Türk hükümdarı. Liderliği ve harp sanatı bugün bile akademilerde ders olarak verilmektedir.
Mİiralay Albay
Murat: Dilemek ,arzu etmek
Murathan: Murat+Han
Mutlu: Ongun, mesut

-N-

Nasuh: Öğüt veren, temiz, saf
Nedim: Arkadaş
Nehar: Gündüz
Nesim: Hafif ve tatlı tatlı esen rüzgar
Nezir: Adamak anlamında
Nida: Bağırma, sesle çağırma, haykırma
Nİihat Huy, tabiat, yaradılış

-O-

Ogün: Anımsanan, belirli bir günde doğan kimse
Ogrun: Gizli, kimseye sezdirmeden
Oğul: Erkek evlat; Hanedan ve soy belirtmede kullanılır
Oğulcan: Can dost
Oğuz: İyi huylu kimse
Oktar: Ok atan, okçu
Olcay: Mutlu, ongan
Olcayto: Şanslı
Olgaç: Olgun, yetişkin
Olgun: Bilgi ve görgüsü gelişmiş, kamil
Onat: Özenli,düzgün, uygun; Yararlı; Dürüst, iyi ahlaklı
Onatkut: Kutlu insan, özünde dürüst ve iyi olan
Onay: Uygun bulma
Ongan: Özlem ve istekleri yerine gelmiş, mutlu
Ongun: Çok verimli, mutlu
Onur: Özsaygı, içdeğer; Şeref, haysiyet
Orçun: Ardıllar, halefler
Orhan: Kent kağanı
Orkun: Orta Asya Türklerinin en eski yazı türü
Oytun: Kutsal
Ozan: Halk şairi; Şiir yazan kimse

-Ö-

Öcal: Yapılan kötülüğün acısını çıkar
Öğüt: Birine doğru,uygun yol göstermek için söylenen söz
Ökten: Akıllı, bilgili, kahraman
Ömer: Dirilik, canlılık, yaşama, ömür sürme; İslam’ın ikinci halifesi Hz. Ömer’in adı
Ömür: Hayat
Önal: Önde ol, üstün gel
Öncel: Bizden önce yaşamış olanlar
Öncü: Bir hareket veya düşünce akımını başlatan
Önder: Topluluk davasında önde giden, yönlendiren kişi, lider
Öner: Önde giden er; Önermek eyleminden öner, tavsiye et
Öney: Önde olan, üstün
Önsel: Hiç bir denemeye dayanmayan, yalnız akıl yoluyla yapılan
Örsan: Yüce adı olan
Övgün: Övülmüş, övülen kimse
Özalp: Öz yiğit, gerçek yiğit
Özay: Gerçek ay
Özden: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili
Özen:Bir işin elden geldiğince iyi yapılmasına çalışma, ihtimam
Özenç: İstek; İmrenme
Özer: Gerçek er, özü er olan
Özgehan: Cana yakın, sıcak kanlı han, yürekli han, cesur han
Özgenç: Kişiliği genç olan
Özgün: Nitelikleri bakımından benzeri olmayan, eşsiz
Özgür: Herhangi bir koşul veya biçime bağlı olmayan, başına buyruk, hür
Özkan: Soylu kan, gerçek kan, temiz kan anlamında

-P-

Paker: Temiz, dürüst
Pamir: Orta Asya’da bir yayla; Dünyanın çatısı
Pamirhan: Pamirler’in hükümdarı
Pars: Kedigillerden yırtıcı bir hayvan
Pekcan: Çok can, çok cana yakın
Peker: Güçlü yiğit, çok sağlam
Pekin: Doğruluğu kesinlikle bilinen
Pelit: Palamut meşesi
Poalt: Çelik; Güç kuvvet
Poyraz: Kuzeydoğudan esen rüzgar

-R-

Rafet: İyilik, çok acıma, esirgeme
Ragıp: Arzu eden, istekli, rağbet eden
Rahmi: Acıyan
Raif: Esirgeyici, merhametli
Ramiz: Çok akıllı
Rauf: Çok merhametli, pek esirgeyen
Recep: Heybetli, gösterişli, saygıdeğer; Üç ayların ilki
Refig: Rahatlık ve huzur içinde yaşayan kimse
Refik: Arkadaş, yol arkadaşı; Ortak; Koca; Ağırbaşlı
Reha: Zenginlik, bolluk içinde olma; Kurtulma, kurtuluş
Reis: Başkan
Renan: İnleyen, ağlayan
Reşid/Reşit: Doğru yolu tutan; Olgun, yetkin
Revan: Su gibi akıp giden
Rıdvan: Razılık, hoşnutluk, kabullenmek
Rıfat: Yücelik; Yüksek rütbe
Rıfkı: Yumuşaklık, naziklik; Zarafet
Rıza: Hoşnut kalma, memnun olma; Razı olma, kabullenme; Kaderine boyun eğme
Riva: Suya doymuşlar
Ruhi: Ruha ilişkin, ruha ait, ruhla ilgili
Ruşen: Parlak, aydın; Belli, açık, aşikar

-S-

Sabri: Sabra ilişkin, sabırlı kişi, sabreden
Sabutay: Cengizhan’ın en yakın arkadaşı
Sadık: Doğru, gerçek; Dostluluğu ve bağlılığı içten olan
Sadi: Mutlulukla ilgili
Sadri: Yürekle, göğüsle ilgili
Sagınç: Dayanıklı, yıkılmaz; Sağlıklı, sıhhatli; Güvenilir, inanılır bir temeli olan
Saim: Oruçlu
Sait: Kutlu, uğurlu; Cennetlik kimse
Salih: Yararlı; Yetkili; Dinin buyruklarına uyan
Samet: Çok yüksek, ulu; Tanrı adı; Hiçbirşeye ve kimseye gereksinimi olmayan
Sami: Duyan, işiten; Yüce, ulu, yüksek; Dinleyen, dinleyici
Samim: Birşeyin içi, özü, merkezi, temeli, kökü
Sanberk: Gücüyle tanınmış
Sancak: Bayrak
Sancar: Kısa kama
Saner: Ünlü, tanınmış
Sarp: Dik, geçilmesi ve çıkılması zor
Sarper: Sarp+Er=zor erkek kişi
Satvet: Zorlu
Savaş: Silahlı mücadele, harp; Uğraşma, kavga
Saygın: Saygı gören, saygı gösterilen
Seçkin: Niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, elit
Sedat: Doğruluk, haklılık; Dikkat
Sefa: Gönül rahatlığı, sakin olma; Eğlence, zevk, neşe
Selçuk: Hatiplik yeteneği olan
Selim: Doğru, dürüst, kusursuz. Kolayca iyileşen
Selman: Barış içinde bulunma
Semen: İyi beslenen
Semih: Cömert,eliaçık
Sencer: Kale, askeri siper
Sercan: Sevgili, sevilen
Serdar: Askerin başı, başkomutan, başbuğ
Serhat: Sınır boyu, hudut, uç
Serkan: Başkan, soylu kan
Sermet: Sürekli, devamlı
Sertaç: Baş tacı, çok sevilen
Sertuğ: Baştuğ
Seza: Değer, yaraşık, uygun
Seza,: Uygun, yaraşır
Sezgin: Sezmiş olan
Sinan Süngü, mızrak
Sonat: Bir veya iki şarkı için yazılmış 3-4 bölümden müzik yapıtı
Soner: Son er, artık erkek çocuğu olmasın anlamında; Sona er anlamında
Sorgun: Söğüt ağacının bir cinsi; Mısır kavağı
Söylem: Konuşan bireyin kullandığı dil
Sualp: Asker, yiğit
Sunay: Adak ayı
Süngün: Bağış, ihsan
Sungur: Soğukkanlı, sakin kimse
Suavi: Herkesin yardımına koşan
Suer: Yiğit asker
Süerdem: Erdemli asker
Suha: Büyükayı yıldız kümesindeki en küçük yıldızın adı
Sümer: Aşağı Mezopotamya’da yaşamış bir kavim

-Ş-

Şahin: Kartalgillerden yırtıcı bir kuş
Şah: Kral anlamında
Şan: Ün, şöhret
Şansal: Şanın yayılsın
Şarık: Parlak, parlayan
Şehnuz: Hükümdar soyundan gelen
Şen: Halinden memnun yaşayan ve etrafına yayan
Şener: Şen+Er
Şimşek: İki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık; Parıltı

-T-

Taha: Yüksek bulut; Yaymak, düzgün serip döşemek; Peygamberimizin adlarındandır.
Tan: Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, sabah aydınlığı
Tanal: Tan kızıl, kızıl tan anlamında
Tanay: Şafaktaki ay
Tandoğan: Şafak vakti; Tan vakti dünyaya gelen
Tangun: Hem tan, hem güneş
Tanıl: Bilin, ün yap, isim yap
Tansel: Tan vaktinin güzelliğini kendinde yansıtan
Tanyol: Işıklanacak yol, güneşlenecek yol
Tarık: Sabah yıldızı
Tarkan: Ayrıcalıklı, saygın kişi
Tayfun: Şiddetli fırtına
Tayfur: Bir kuş ismi
Tayga: Avrupa’dan Doğu Asya’ya kesintisiz uzanan orman
Taylan: Boylu poslu kimse; Yele açık olan yer; Fırtınalı bozuk hava; Ormansız çıplak yer
Teoman: Duman, tuman; Hun imparatoru Mete Han’ın babası
Tibet: Çin’in batısında bağımsız bir bölge
Tınaz: Savrulmak için hazırlanan ekin yığını
Toktamış: Altınordu devleti hanı
Tolga: Eski savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık, miğfer
Tolun: Tamamıyla aydınlık ve yuvarlak olan
Tolunay: Dolunay
Tonguç: En büyük çocuk
Toraman: Tombul, iri yapılı çocuk
Toygar: Tarla kuşu
Toygun: Genç, delikanlı
Töre: Bir toplumun gelenek, görenek ve alışkanlıkları
Tufan: Şiddetli yağmur
Tunca: Meriç ırmağının bir kolu
Tunç: Bakır, çinko ve kalayın karışımından oluşan, pirince benzeyen koyu kızıl bir alaşım
Tutku: Bir insanın isteme, duyma ve düşünmesine egemen olan çok güçlü duygu; Uzun süreli kalıcı ve güçlü duygulanım; Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç, ihtiras
Tumay: Sessiz, rahat, huzurlu
Tümer: Çok, olanca erkek
Türel: Türe ile ilgili olan, hukuki

-U, Ü-

Ufuk: Aklın alabileceği mesafe, sonsuz düzlem
Ubeydullak: Kulcuk
Uğur: Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik geitridiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde varolduğuna inanlılan iyilik kaynağı
Ulubey (Uluğbey): Erdemleri bakımından çok büyük saygı gören erkek kişi; Büyük Türk bilgini ve gökbilimcisi Uluğbey
Uluç: Selçuklularda Türkmen beylerine verilen ad
Uluğ: Büyük, yüce
Umar: Çare
Umur: Aldırış etmek, önemsemek; Tecrübesi çok olan, deneyimli
Umut: Ümit, umulan; Güven duygusu veren kişi ya da şey
Unan: Sadakat, bağlılık
Uragan: Birkaç kasırganın karşılaşmasıyla oluşan şiddetli fırtına
Uras: Mutluluk, talih, şans
Utkan: Ateşli kan
Utku: Zafer
Uygar: Uygarlığa bağlı olan
Uygur: Uygur devletinden olan kimse
Uzay: Bütün gökcisimlerinin içinde bulunduğu sonsuz boşluk
Ülkü: Ulaşılmak istenen yüce dilek; Yanlız düşüncede varolan şey
Ünal: Ünün duyulsun
Ünsal: Herkesçe tanın, ünlü ol, ününü her yana sal
Ünsan: Ünlü ve sanlı
Ürün: Denizlerden, topraktan ve insanlardan emekle elde edilen
Umut: Ümit, umulan; Güven duygusu veren kişi ya da şey
Unan: Sadakat, bağlılık
Uragan: Birkaç kasırganın karşılaşmasıyla oluşan şiddetli fırtına
Uras: Mutluluk, talih, şans
Utkan: Ateşli kan
Utku: Zafer
Uygar: Uygarlığa bağlı olan
Uygur: Uygur devletinden olan kimse
Uzay: Bütün gökcisimlerinin içinde bulunduğu sonsuz boşluk
Ülkü: Ulaşılmak istenen yüce dilek; Yanlız düşüncede varolan şey
Ünal: Ünün duyulsun
Ünsal: Herkesçe tanın, ünlü ol, ününü her yana sal
Ünsan: Ünlü ve sanlı
Ürün: Denizlerden, topraktan ve insanlardan emekle elde edilen

-V-

Vargı: Varılan sonuç, hüküm
Vargın: Varan, ulaşan, dileğine erişen
Veli: Ermiş, Eren, Evliya
Volkan: Yanardağ
Vural: Vurarak al
Vurgun: Tutkun, aşık

-Y-

Yağız: Esmer, Yiğit
Yağızhan: Esmer han
Yalgın: Serap, Aşı kalemi almaya ve aşılamaya elverişli ağaç, çiçek
Yalım: Alev
Yalın: Sade, gösterişsiz
Yalınay: Bulutsuz gecedeki ay
Yalman: Sarp, dik
Yaman: Güç, beceri bakımından alışılmışın üzerinde olan
Yankı: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle oluşan ikinci ses, Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu

-Z-

Zabit: subay
Zade: oğul, evlat, doğru dürüst adam
Zağnos: bir tür kuş
Zafer: savaş ve uğraşla elde edilen başarı, sonuç
Zafir: zafer kazanmış
Zagnos: doğan kuşunun bir çeşidi
Zahid: dinin emirlerini yerine getiren
Zahir: zekeriya’nın oğlu olan peygamber, Allah lütufkardır anlamında, parlak

Kız isimleri :

-A-

Açangül: Açılan gül çiçeği
Açılay: Ay’ın şekilleri, yansıması
Adal: Ün kazan
Afet: Ortalığı birbirine katacak kadar güzel kadın
Agça: Temiz, saf
Ahenk: Uyum
Ahsen: Çok güzel, olağanüstü güzel
Ahu: Ceylan, karaca
Ahuse: Coşkulu güzellik
Ajlan: Hızlı, çabuk, telaşlı
Akasya: Güzel kokulu bir süs bitkisi
Akgün: Parlak gün, uğurlu gün, ışıklı gün
Akcan: Ak yaşam; temiz ruhlu kişi, ak tenli ve cana yakın akça pakça sevgili
Akel: Eli uğurlu anlamında
Aksel: Ak renkte sel
Aksen: Sen aksın, kirlenmemişsin, temizsin
Aksu: Ak renkli su, köpüren su; Anadolu’da kimi akarsuların adı.
Akşin Beyaz tenli kadın
Akün: Iyi ve temiz ün
Ala: Alaca, karışık renkli açık kestane rengi, ela
Alanur: Alacalı ışık, ala ışık
Alçin: Al renkli küçük bir kuş
Alev: Yanan ve ışık veren şeylerin türlü biçimlerde uzanan dili, alaz, yalım
Algül: Al renkli gül kırmızı gül
Algün: Al renkli Güneş kırmızı güneş
Alım: Gözü gönlü çeken nitelik,çekicilik, gönül çelen güzellik, albeni
Alkım: Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla Oluşan yedi renkli görüntü, gökkuşağı ebemkuşağı
Almıla: Al elma
Anatolya: Türkiye’nin Asya kıt’asında bulunan topraklarına verilen ad,Anadolu.
Yunanca-Anatolia, güneşin doğduğu yön .
Anıl: “Sözü edilmek ya da düşünülmek” demek olan “anılmak” eyleminin buyurma kipinin ikinci tekil kişisi; “daima anılasın” dileğinide içerir.
Asena: Dişi kurt; güzel kız
Aslı: Kerem ile Aslı adlı halk öyküsünün kadın kahramanı
Aslıhan: Kerem’in sevgilisi Aslı’nın bir başka adı
Aslım: Soyum sopum, kökenim; benim olan Aslı
Asu: Azgın ve huysuz at
Aşkım: Sevdiğim, sevgilim
Aşkın: Benzerlerinden üstün olan, çok, fazla üstün, aşan, geçen; üzüm bağ ve asmalarında Yeni göğeren dallar, dalların ucundaki yapraksız uzantılar, filiz, ışkın.
Ateş: Odun, kömür, ot gibi özdeklerin yanmasıyla ısı ve ışığın birlikte belirlemesi; Tutuşmuş olan nesne
Ay: Yer yuvarlağının uydusu olan gök cismi
Aybike: Ay gibi güzel ve el değmemiş kadın.
Ayca: Ay gibi, yüzü Ay gibi güzel olan
Aycan: Ay gibi güzel insan
Ayça: Ay’ın, ilk günlerinde aldığı yay biçimi, Ay’ın ilk günlerindeki Görünüşü, yeni ay, hilal
Ayda: Gülgillerden, dere kıyılarında, çayırlarda yetişen bir bitki; şaşma üzülme, İsteklendirme, bilirir bir ünlem
Aydan: Ay gibi güzel, Ay’dan yapılmış
Aydeniz: Ay ile denizsin
Aygül: Ay ve gül gibi güzel
Aygün: Ay ile Güneş
Ayla: Ay’ın ve kimi yıldızların çevresindeki görülen ışık çemberi, aylin
Aylan: Açık alan
Aylin: Ay’ın ve kimi yıldızların çevresinde görülen ışık çemberi, ayla,
Aynur: Ay gibi ışık saçan, Ay ışığı
Ayperi: Ay ve peri gibi, çok güzel
Aysan: Ay gibi güzel san
Aysel: Ay ile selden oluşmuş
Aysın: Ay gibisin, Ay kadar güzelsin
Aysun: “Sunmak”tan “sun” buyruğu ile Ay’dan oluşmuş bir ad, Ay’ı sun
Aysuna: Ay gibi güzel yaban ördeği
Ayşan: Şanı Ay gibi parlak olan, görkemli, parlak
Ayşen: Ay gibi güzel ve şen, şen Ay
Ayşıl: Ay ışığı
Ayşın: Ay ışını
Ayten: Ay gibi güzel ten, güzel tenli
Aytolun: Ay’ın en dolgun evresindeki durumu, dolunay
Aytuna: Gökteki ay ile Tuna Irmağın’dan oluşmuş bir ad
Aytül: Ay’ın tüllü Ay ile tül, Ay tülü
Ayzıt: Türk söylencebiliminde güzellik tanrıçası, ödüllendirici tanrıça

-B-

Bade: Aşk, kutsal sevgi
Baha: Değerli, kıymeti çok
Bahar: Yazla kış arasında olan mevsim
Bala: Yavru çocuk
Balca: Bal gibi, bala benzer
Balcan: Bal gibi can, tatlı can
Baldan: Bal gibi tatlı, baldan yapılmış
Balım: “Benim balım” bal gibi tatlım
Başak: Ekinlerin, taneleri taşıyan kılçıklı başı
Bediz: Açık , belli, görünen; süs bezek, bedis
Begüm: Hanım, hanımefendi, saygıdeğer kadın
Belen: Iki dağ arasından geçen yol, geçit; tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe
Belgin: Kesin olarak belirlenmiş olan, belirgin açık
Belgün: Belli, belirli gün
Beliz: Işaret ve iz nişan ve iz
Benan: Beni an beni unutma
Benay: Ben Ay’ım Ay gibiyim
Bengi: Ölümsüz, sonsuz, sonsuza dek sürecek olan, hiç ölmeyecek olan
Bengisu: Ölümsüzlük suyu, içene ölümsüzlük vereceği söylenen söylencesel
Bensu: Ben su gibiyim, güzelim
Beren: Koyun yavrusu, kuzu; güçlü; tanınmış
Betül: Erkek eli değmemiş, erkekten uzak yaşayan, namuslu kadın
Bezen: Bezek, çok göze çarpan süs.
Bike: Evlenmemiş, çocuk doğurmamış, erden
Bilge: Çok ve sağlam bilgili, bildiğini kendisi ve başkaları için en yararlı bir biçimde kullanabilen, geniş ve derin bilgili
Bilgül: Bil ve gül, “bilirsen gülersin, mutlu olursun”
Bilgün: “Günü bil”
Binnaz: Bin türlü naz eden, bin tane naz
Bircan: Biricik ve cana yakın
Birce: Biricik, bir tanecik
Birgül: Bir tek gül
Birim: Bir niceliği ölçmek için kendi türünden seçilen örnek ve değişmez parça; birtanem, biriciğim
Biriz: Bir tekiz
Birsel: Bir sel gibisin, bir selsin
Burcu: Güzel koku, ıtır
Burcum: Güzel koku; burcu
Burçak: Taneleri hayvan yemi olarak kullanılan, mercimeğe benzeyen bir bitki
Burçin: Dişi geyik, bozçin, bürçin
Büklüm: Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu halka ya da kat kıvrım
Büyüm: Benim büyüm

-C-

Cana: “Can”ın – e hali
Canan: Gönülden sevilmiş, yar
Candan: İçten, gönülden
Candaş: Candan, değerli dost
Caneda: İçten, sevimli kişi
Canfeza: Müzikte bileşik bir makam
Cankız: Sevilen, sevimli, şirin kız
Canal: Güzelliğinle canlar yak
Candan: Içten, yürekten
Cankat: Mutluluk getiren cana can kat
Canöz: Canın özü, yaşamın özü
Cansen: Can sensin
Cansın: Tatlısın, sevgilisin
Cansun: Güç sun, canlılık sun
Cemre: Ateş parçası, kor; Şubat ayında bir hafta arayla hava, su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi
Ceren: Çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, zarif hayvan
Ceylan: Çölde yaşayan, geyik türünden, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, çok hızlı koşan, ince bacaklı, çok güzel bir hayvan, ceren

-Ç-

Çaba: Bir işi yapmak için harcanan güç
Çağ: Belirli bir özelliği göz önünde tutularak ele alınan zaman bölümü
Çağıl: Çağ ile ilgili, çağdaş; çakıl, “çağıl çağıl” ikilimesinden biri
Çağın: Şimşek, yıldırım
Çağla: Erik, kayısı ve özellikle bademin taze yemişi, ham yemişi
Çağlayan: Akarsuyun, yüksekten çağıltılarla, köpürerek döküldüğü yer
Çığıl: Başa takılan altın
Çiçek: Bitkinin, genellikle güzel, kokulu, renkli bölümü
Çiğdem: Türlü renklerde çiçek açan bir kır bitkisi
Çiler: Güzel ötüşlü, bülbül gibi çileyen
Çimen: Doğal olarak biten çim, yeşillik
Çise: Çiseleyen yağmur damlası
Çisem: Çise

-D-

Dal: Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri
Dalga: Hareketli su kütlesi; Denizin rüzgarlı havada kabarıp kıyıya sürüklenmesi
Damla: Yağmur ya da bir sıvanın, çok küçük, yuvarlak biçimli parçası
Defne: Defnegillerden, anayurdu Anadolu olan ve özellikle Ege Bölgesin’nde bol yetişen yaprakları güzel kokulu, yaz kış yeşil kalan bir ağaç
Demet: Ekin, çiçek gibi bitkilerin birkaçının yada bir bölümünün bir arada bağlanmış biçimi
Deniz: Yeryüzünün büyük bir bölümünü örten, derin ve çok geniş tuzlu su
Derin: Dibi yüzeyinden yada ağzından uzak olan, derinliği olan; Çok içten gelen ve içe işleyen
Devrim: Kısa zaman içinde, olumlu yönde önemli niteliksel değişmelere yol açan devinim
Dicle: Kaynağı kuzeydoğu Anadolu’da bulunan, ülkelerimizden sonra Irak topraklarından
geçerek denize dökülen büyük ırmak
Dilek: Dilenilen şey, istek
Diren: Harmanda sapları yaymaya yarayan uzun çatallı ağaçtan yapılmış araç
Diril: “Dirilmek”ten buyruk; el dokuması bez
Dirim: Canlılık, dirilik, sağlık, yaşam
Doğa: Canlı ve cansız nesnelerden oluşan varlığın tümü; Kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç; yaratılış
Doğu: Güneş’in doğduğu yön
Dolunay: Ay’ın dolun durumu, Ay’ın bütünüyle parlak olduğu zamanki hali, Ay’ın her ayın ortalarında aldığı dolgun görünüm
Doruk: Bir dağın, bir tepenin, yüksek bir yerin, tepesi, en yüksek yeri
Duru: Bulanık olmayan, açık, temiz
Durugül: Arı duru ve gül gibi güzel
Durusu: Bulanık olmayan, dalgasız, pırıl pırıl ve dibi görünen su; temiz su
Duygu: Iyi ve güzel şeyleri sevebilme, onları duyumsayabilme yeteneği; Anımsanacak duyuş; gönülden uyanan yankı ya da tepki; duyumsama

-E-

Ebru: Bulut renginde; Hare gibi dalgalı ve damarlı; Kitap kabı yapmak için kullanılan renkli kağıt; Hareli boyama yöntemi
Ece: Kral karısı ya da krallığı yöneten kadın, kraliçe; (mecaz olarak) türdeşleri arasında üstünlüğü, yeteneği olan kadın, güzel kadın
Ecem: Benim olan ece, kraliçem
Ecmel: Çok güzel
Eda: Naz, cilve anlamında
Efsun: Büyü, sihir
Ekim: Toprağa tohum ekme işi, ekmek eylemi ve biçimi (Ekim ayında doğan çocuk için)
Ekin: Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya değin aldığı durumun tümüne verilen ad; buğday
Ela: Sarıya çalan kestane rengi, ala
Elçim: Deste, demet, tutam
Elçin: Deste, tutam
Enginsu: Açık deniz
Erenay: Yetişip gelen Ay
Erensu: Ermiş gibi ve su gibi aziz olan
Ergül: Erken açmış gül; erken gülesin, erken mutlu olasın
Esen: Vücutta hiçbir eksikliği olmayan, sağlıklı; sağlığı yerinde olan esmekte olan yel
Esin: Içe doğan şey, bir şeyi yaratmaya yönelten güzel duygu; tatlı tatlı esen yel, esinti
Esmen: Esici,esen
Eşlem: Selametli, güvenilir
Eti: Anadolu’da milattan önce 1900-1200 yılları arasında egemen olan, büyük uygarlık kuran Orta Asyalı bir ulus, Hitit
Evrim: Kendiliğnden oluşan değişim, dönüşüm
Evşen: “Evi şenlendiren”, “evin neşesi, şenliği
Eylem: Bir değişiklik doğurabilecek etkili davranış; yapılan iş
Eylül: Yılın dokuzuncu ayı
Ezgi: Belli bir kurala göre yaratılan ve kulakta haz uyandıran ses dizisi uyumlu ses; müzikli ses, şarkı, türkü
Ezgü: İyi kimse

-F-

Fazilet: Erdemli, iyi ahlaklı
Ferah: Aydınlık, iç açıcı
Feray: Ayışığı, ayın parlaklığı
Fercan: İnsanın ruhuna aydınlık veren bir içtenliğe sahip olan
Ferda: Gelecek zaman, yarın; Kıyamet
Ferhan: Sevinçli, gönlü hoş
Ferzin: Kraliçe
Feyza: Bolluk, çokluk
Feza: Boşluk, sınırsızlık; Uzay
Fidan: Yeni yetişen ağaç
Figen: Yaralayan, kıran
Filiz: Tohumdan çıkan sürgün
Firuze: Açık mavi renkte, değerli bir süs taşı
Fulya: Nergisgillerden güzel kokulu sarı bir çiçek
Funda: Çalı ormanı, çalılık; Püskül, tepelik
Füruzan: Parlayan, parlak
Füsun: Büyü
Filiz: Yeni sürmüş körpe dal; dal haline gelmiş körpe tomurcuk
Funda: Çalı görünüşünde ve çok çeşidi olan bir bitki, süpürge otu

-G-

Gamze: Göz kırpma, gözle işaret; Nazlı bakma; Gülerken bazı kişilerde yanaklarda beliren çukur
Gaye: Amaç, erek
Gazal: Ak geyik, ahu; Geyik yavrusu; Güzel söz (mecazi)
Gazel: Konusu daha çok sevgi ve içki olan, manzume; Tek kişinin özel ahenkte okuduğu müzik parçası; Sonbahar vaktinde düşen yapraklar
Gece: Gün batımından ağarmasına kadar geçen süre
Gelincik: Kırmızı ve büyük çiçekli bir kır bitkisi
Gerçek: Yakıştırma veya yalanı olmayan
Gizem: Sır; Aklın erişemediği çözülemeyen şey
Görke: Heybetli
Gizem: Açıklanamayan ya da çözülemeyen soru, aklın çözemediği, erişemediği şey
Gonca: Henüz açılmamış, tomurcuk
Goncagül: Açılmamış gül, tomurcuk gül
Gök: Yerin göz ile görülebilen ufuklarından başlayarak yukarıda kubbenin içi gibi gözüken sonsuz boşluk; Mavi renk
Gökay: Hem gök, hem ay; Güzel ay
Gökben: Mavi benli
Gökçe: Mavi gözlü, mavice
Gökçen: Güzel; yiğit; mavi gözlü, gökmen
Gökyel: Kuzeydoğudan esen rüzgar, poyraz
Gönen: Rutubet, yaşlık; Ekilecek toprağın tavlandırılması
Gönül: İstek, arzu
Gökmen: Güzel; yiğit; mavi gözlü sarışın
Göksel: Gökle, gökyüzüyle ilgili
Göksen: Sen göksün
Göksu: Mavi su
Gökşen: Mavi gözlü ve şen
Gözde: Çok sevilen, beğenilen nitelikte
Gözen: İlgi çekici, samimi; Sulak yer; Pınar
Güher: Cevher
Gül: Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeğine verilen ad; Gülmek eyleminden gül
Gülbahar: Gül+Bahar; Ebru yapmakta kullanılan koyu kırmızı toprak rengi
Gülben: Gül+Ben gülyüzlü
Gülçin: Gül toplayan
Gülden: Güle ilişkin, gülden yapılmış
Gülen: Güleç yüzlü, mutlu anlamında
Gülenay: Güleç ay, gülümseyen ay; Ay gibi gülümseyen güzel
Gülfem: Ağzı gül gibi olan
Gülgen: Güleryüzlü
Gülgün: Gül renkli; Gülen, gülümseyen
Gülhan: Gül kadar çok sevilen, han, hakan
Gülistan: Gül bahçesi
Güliz: Gül yetiştiren
Gülizar: Al yanaklı, gül yanaklı; Alaturka müzikte bir bileşik bir makam
Gülnisa: Gül+Nisa (Nisa=Kadınlar), gül gibi kadınlar anlamında
Gülriz: Gül saçan
Gülru: Gül yüzlü, gül yanaklı
Gülsu: Gül ve su gibi güzel
Gülsün: Yaşam boyu yüzü gülsün anlamında
Gülşah: Güldalı; Güzelliğiyle ün salmış olan
Gülşen: Gül bahçesi
Gülten: Gül tenli, vücudu gül gibi
Gülüm: Bana ait olan gül
Gülümse: Tebessüm et
Gün: 24 saatlik zaman dilimi; Güneşin yeryüzüne gönderdiği ışık; Güneş, yaşam
Günal: Işık al, ışıklı ol
Günan: Doğumuyla sevinç getiren; Anılan gün
Günay: Hem gün, hem ay
Günçiçek: Ayçiçek
Günden: Güne ilişkin, güneşe ilişkin; Güneşten bir parça
Gündüz: Günün aydınlık bölümü
Güneş: Çevresindeki gezegenlere ısı ve ışık veren büyük gök cismi
Güney: Her zaman güneş gören, güneşli yer; Bir yön
Günhan: Oğuzhan’ın altı oğlundan biri
Günsu: Gün gibi aydınlık, su gibi berrak
Güray: Bol ışıklı ay, güçlü ay
Gürdal: Güçlü dal, sık dal
Güven Güvenmekten, yürekli ol anlamında
Güz: Sonbahar
Güzay: Güneş olmayan yer; Kuzey; Güz ve ay
Güzel: Hoşa giden,hayranlık uyandıran
Güzin: Seçilmiş, seçkin
Güzün: Güz mevsiminde olan

-H-

Halenur: Kutsal ışık
Handan: Güleç, sevinçli
Hande: Daima gülen, gülücük
Hanife: Allahın birliğine inanan; Hz. Muhammed zamanından önce tek tanrıya inanan
Harika: Sıradanlığın üstündeki nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran
Haslet: Doğuştan gelen güzel huy
Hepgül : Yaşam boyu gül, yaşam boyu mutlu ol, mutluluk içinde yaşa
Hepgüler : Hiç durmadan güler, boyuna güler, her zaman güler; yaşamboyu mutlu olur
Hayal: Varmış, olmuş gibi zihinde canlandırılan imge, görüntü
Hayat: Ömür, yaşam
Hazal: Kuruyup dökülen ağaç yapraklarının güzelliği
Hazan: Sonbahar
Hazar: Barış
Hera: Mitolojide analığın yüceliğini temsil eden tanrıça
Heves: Bir şeye duyulan istek
Hevin: Aşk, sevda
Helin: YUVA
Hilal: Ayın yay biçimindeki görünüşü
Hilde: Kurtulmak, yükselmek, ilerlemek
Hoşseda: Hoşa giden ses
Hülya: İnsanın kurduğu tatlı düş; Sevda
Hüma: Efsanelerde geçen, yere konmayıp sürekli gökte kaldığına inanılan cennet kuşu
Hümeyra: Kızıllık, pembelik
Hüner: İnce ve şaşırtıcı ustalık
Hürrem: Sevinçli, güleryüzlü
Hüsna: Pek çok güzel
Hüsün: Güzellik

-I-

Iğıl: Çok yavaş akan su
Ilgaz: Çankırı-Kastamonu arasında, Batı Karadeniz Bölgesi’nin en yüksek dağlar topluluğu
Ilgım: Çölde uzaktan su gibi görünen ışık yanıltısı, güneş ışınlarının eğilmesiyle ilgili, gözü yanıltan bir doğa olayı, serap
Ilgın: Beyaz ya da pembe çiçekli, çok hafif yapraklı bir ağaçcık (genellikle küçük akarsu kıyılarında bulunur)
Irmak: Akarsuların en büyüğü
Işık: Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç; nesneleri görmemize yarayan fiziksel erke; Güneş ve benzeri bir kaynağın yaydığı aydınlık
Işıl: Pırıltı, parlaklık, ışık, aydınlık
Işılay: Işıldar ışık verir, pırıldar, şavkır, ışıl ışıl yanar, ışık saçar
Işın: Bir ışık kaynağından çıkan ve uzayıp giden ışık çizgisi
Işınsu: Işın saçan su, ışıklı su, ışıklı su, parıldayan su, pırıl pırıl su

-İ-

İçim: Bir yudumda içilecek miktar; bir şey içilirken alınan tat çok güzel çok alımlı, çok çekici demek olan bir içimsu deyimindede geçer
İdil: Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir; Volga ırmağına Türkler’in verdiği ad
İlayda: Su perisi
İlbüke: İlbey hanımı, seçkin hanım
İldeniz: İldenizoğulları Devleti’ni kuran Türk büyüğü, ülke denizi
İlgi: İki şey arasındaki bağıntı, bağ, ilişki; bir şeye karşı duyulan bilme isteği
İlgün: Ülke güneşi
İlkbahar: Yılın ılık mevsimi
İlkay: Ay’ın ilk günlerindeki durumu
İlkcan: Genellikle ailenin ilk doğan çocuğuna verilen bir ad, ilk sevgili
İlke: Kendisinden vazgeçilemeyecek ana düşünce, uyulması gereken davranış kuralı
İlkgüz: Eylül ayı
İlkim: İlk çocuğum anlamında
İlkin: İlk çocuklar için kullanılan adlardan
İlknur: İlk ışık
İlkyaz: Kıştan sonra gelen güzel mevsim, ilkbahar
İlter: Yurdu koruyan, yurdu savunan, yurtsever
İmge: Düş, hayal, görüntü, tasarım
İnce: İnce yapılı; kalınlığı az olan; düşünce, davranış bakımından incelik gösteren
İnci: İstiridye ve benzeri kabuklu deniz hayvanlarını içinden çıkan, süs eşyası olarak kullanılan, sedef renginde, çok değerli, yuvarlak ve sert tanecik
İpek: İpekböceğinin kozasından çıkarılan çok ince ve parlak tel; bu tel ile dokunmuş (kumaş) ince ve yumuşak
İrem: Bahçeleriyle ünlü masal kenti
İren: Özgür, serbest
İris: Mitolojide Tanrıların elçisi
İyem: Güzellik
İzel: El izi anlamında
İzem: Büyüklük, ululuk
İzgi: Güzel, adaletli, zeki
İzlem: İzlemek eylemi
İzim: Önceden bulunduğum yerde bıraktığım belirti anlamında

-J-

Jale: Gece olusup, sabah çiçeklerin üzerinde görülen damlacik, çiğ
Jalenur: Parlayan, ışıldayan çiy
Julide: Karışık, karmaşık – Derinlik
Janset : Güneşin Doğuşu (Çerkez İsmi)
Janseli : Güneşin Doğduğu Yer (Çerkez İsmi)
Jasmin: Yasemin
Jeyan: Kızan, kükreyen
Jinsal: Çağ, yaş, dönem

-K-

Kainat: Varedilen şeylerin hepsi, yaratılanlar
Kamer: 1. ay; Mecazi parlak ve güzel anlamında
Kanat: Kuşların ve uçucu böceklerin uçmalarını sağlayan organları
Karaca: Geyik türünden, boynuzları, küçük ve çatallı bir av hayvanı, dağ keçisi yaban keçisi
Kardelen: Kar kalkmadan çiçek açan süs bitkisi
Kayra: Yüksek tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik; Tanrıdan geldiğine inanılan iyilik; İhsan, lütuf
Kıvanç: Sevinç
Kıvılcım: Yanmakta olan maddeden sıçrayan küçük ateş parçası
Kızıltan: Kızıl renk almış tan
Kutlu: Uğur getirdiğine inanılan, uğurlu, kutsal
Közem: Sürünün önünden giden,yol gösteren koç
Kuğu: Beyaz tüylü bir su kuşu
Kumru: Sevgilisine düşkünlüğüyle bilinen güvercin benzeri bir kuş
Kumsal: Kumla örtülü deniz kıyısı
Kutay: Kutlu,uğurlu ay
Kutsal: Güçlü bir dinsel saygı uyandıran kimse
Kuzey: Bir yön
Kübra: Büyük, ulu; Büyük önerme

-L-

Lal: Parlak, koyu kırmızı renkte olan
Lale: Çan biçiminde bir çiçek
Lamia: Parlayan, parlak
Lerzan: Titreyen,titrek
Leyla: Saçları gece gibi simsiyah olan kadın; Çok karanlık gece
Leylifer: Gece ışığı
Lila: Açık eflatun
Lale: Yaprakları, uzun, çeçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte, güzel bir süs bitkisi ve onun çiçeği
Leman: Parıldayan, parıltı
Lerzan: Titreyen, titrek, parıldayan titrek ışık
Leyla: Gece, uzun ve karanlık gece

-M-

Maide: Üzerinde yemekler bulunan sofra; Yemek, ziyafet
Manolya: Bir süs bitkis
Maral: Dişi geyik, meral
Mavisu: Deniz
Mayıs: Bir bahar ayı
Mebruke: Kutlu kadın (“mübarek kelimesinin dişisi”)
Mehir: Ay parçası
Mehtap: Ayışığı
Maviş: Ak tenli ve mavi gözlü
Meltem: Yazın karadan denize doğru esen ve tatlı bir serinlik yapan Mevsim yeli
Mehveş: Ay gibi güzel kadın
Melda: İnce ve taze bedenli
Melek: Tanrı katında bulunan ruhani varlıkların her biri; Pek güzel, yumuşak huylu ve masum (mecazi)
Melike: Kadın hükümdar
Melis: Bal, bal arısı
Melisa: Oğul otu
Meltem: Yazın karadan denize doğru esen yel
Menekşe: Mor beyaz renkli, kokulu, yuvarlak yapraklı bir çiçek
Meral: Dişi geyik, maral
Mercan: Deniz dibine ağaç gibi kök salarak büyüyen, hayvan gibi duyguya sahip, kırmızı renkli, kalker iskeletli bir canlı türü
Meriç: Bulgaristan’dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonra, Türk-Yunan sınırı boyunca akarak Enez yakınlarında Ege Denizi’ne dökülen ırmak
Mine: Maden eşya üzerine işlenen renkli sır tabakası, çok ince nakış
Mutlu: Bütün istek ve özlemlerine kavuşmuş olan
Müge: Çan biçiminde ak çiçekler açan bir süs bitkisi,ünçiçeği
Miray Yılın ilk aylarında doğan
Müge: İnci çiçeği
Müjde: Sevindirici haber; İyi haber getirene verilen bağış

-N-

Nağme: Güzel uyumlu ses, ezgi; Birinin yalandan ve nazlanarak söylediği söz
Narin: İnce, ince yapılı, kibar
Naz: Kendini sevdirme davranışı, nazlanma, cilve
Nazlan: Naz yap, cilveli ol
Nazlı: Naz yapan, cilveli, işveli
Nazlım: Naz yapanım, işvelim, cilvelim, benim nazlım
Neşe: Üzüntüsü olmamaktan doğan ve dışa vurulan sevinç
Nice: Ne kadar, ne denli, nasıl, oldukça çok
Nil: Afrika’da Viktorya Gölü’nden çıkıp Mısır’ı baştan başa geçerek Akdeniz’e dökülen büyük ırmak
Nilay: Nil ve Ay, Nil’e ışıklarını saçan Ay
Nilgün: Nil ile Güneş, Nil Güneş
Nilüfer: Durgun sularda yetişen, yaprakları yuvarlak ve geniş beyaz, sarı, mavi, pembe, çiçekli bir bitki
Nur: Aydınlık, parıltı, ışık
Nurcan: Işık ile can, ışık ile yaşam, aydınlık yaşam
Nurdan: Işıktan yapılmış
Nurperi: Işıktan yapılmış ve peri kadar güzel; güzel ışıklı peri
Nursel: Işık, ışıktan yapılmış sel
Nurseli: Işık seli
Nursen: Işık sensin, sen ışıksın
Nurşen: Işıklı ve şen, aydınlık ve yaşamından memnun; ışık ve mutluluk saçan
Nurten: Işık gibi duru tenli anlamında
Nüket: Nükte, zarif, güzel sözler
Nükhet: Güzel koku
Nükte: İnce anlamlı, düşündürücü şaka söz

-O-

Odil: O tatlı dil
Olcay: Rastlantıları düzenlediği, böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih
Olgaç: Olgunlaşmış, yetişmiş, bilen, bilgili
Omay: Beğenilen, sevilen
Oskay: Neşeli, şen, sevinçli
Oya: İğne, firkete, tığ, ya da mekikle yapılan, iprişimden önce dantel oya gibi güzel olan
Oylum: Derinlik, bir cismin uzayda doldurduğu boşluk, kıvrım, bukle

-Ö-

Ödül: Iyi bir işe, bir başarıya karşılık olarak verilen şey armağan
Öğün: Güzelliğinle, herşeyinle, övün, kendini öv
Öğünç: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, Övünme; kıvanç, övünç, sevinç
Övgü: Övme, övmek için söylenen söz
Övgül: Övgüye değer, övülmeye değer, övülesi
Övül: Övülesin
Övünç: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç, övgünç,
Öykü: Ayrıntılarıyla anlatılan olay; gerçek ya da tasarlanmış olayları Anlatan, romandan kısa düzyazı türü, hikaye
Özde: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan
Özden: Yürekten, içten, candan; gerçekten; temiz soylu; özsu
Özen: Bir işi elden geldiğince iyi yapmaya çalışma, özenme; istek heves
Özge: Başka, başkası, el yabancı
Özgen: Özü geniş, özgür, başkasının kölesi olmayan
Özgü: Özellikle biriyle ya da bir şeyle ilgili, belli bir şey de ya da kimsede bulunan
Özgül: Özellikle bir türle ilgili olan; özü kendisi gül gibi olan
Özgün: Bir benzeri olmayan yalnız, kendisine özgü nitelikleri taşıyan
Özgür: Hiçbir kimseye, hiçbirşeye bağlı olmayan, başıboş olan, köle olmayan
Özlem: Kavuşma isteği, bir şeye karşı duyulan istek, göreceği gelme
Özlen: Görme isteği uyandırır, kavuşma isteği ver, seni özlesinler
Öznur: Öz ışık, özü ışık
Özperi: Gerçek peri, gerçek güzel, özü peri gibi
Özselen: Öz ses, öz bilgi, gerçek sel yatağı gerçek bolluk
Özsu: Besleyici su, besisuyu, bitkilerin dokularında bulunan su

-P-

Pamira: Orta Asya’da bir yayla
Papatya: Baharda çiçek açan, taç yaprakları beyaz, ortası sarı çiçekli bir kır bitkisi
Parla: Parılda, pırıl pırıl aydınlık saç
Parlar: Parıldar, pırıl pırıl eder, ışık saçar
Pelin: Yapraklarında ve öteki bölümlerinde acı, ıtırlı bir madde bulunan, birçok türleri olan bir bitki
Pelit: Meşe ağacı ve yemişi
Petek: Arıların bal depo etmek için balmumundan yaptıkları düzgün altıgen biçiminde gözeler topluluğu
Pınar: Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak
Pırıl: Parlak
Pırıltı: Pırıldayan şeyin çıkardığı ışık

-R-

Radife: Bir yıldızın yakınında bulunan bir başka yıldız
Rana: Iyi, güzel, yumuşak, hoş
Renan: Çok ses çıkaran, çınlayan
Rengin: Boyalı, renkli; Hoş, latif ve güzel
Revan: Yürüyen, giden; akan, akıp giden
Reyhan: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğen
Rezzan: Ağırbaşlı, onurlu
Rima: Dişi ceylan yavrusu
Ruhan: Güzel kokulu
Ruhsar: Yanak, yüz, güzel yüz
Ruçhan: Üstünlük
Rüya: Düş; Gerçekleşmesi imkansız durum, hayal; Gerçekleşmesi beklenen şey, umut

-S-

Saba: Gündoğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar; Türk müziğinde bir makam
Sabah: Gündüzün ilk saatleri, öğleye kadar olan vakit
Salkım: Çoğunlukla bir sap üzerinde bir arada bulunan yemiş; Baklagillerden bir ağaç ve bunu çiçeği; sarkan şey, hevenk
Seçen: Seçme işini yapan, bir şeyi seçen
Seçil: Güzelliğinle, varlığınla seçilesin
Seçkin: Seçilerek en iyi diye ayrılmış olan; benzerleri içinde niteliklerinin üstünlüğüyle göze çarpan, üstün
Seden: Gözü açık, uyanık
Sel: Sürekli yağmurlardan ya da eriyen karlardan oluşup önüne ne gelirse alıp götüren taşkın su
Selay: Sel ayı, sellerin çok olduğu ilkyaz ayları
Selen: Ses, gürültü, haber, bilgi, yakın yer, çevre, varlık, bolluk, duruş, tavır, sel yatağı
Selin: Öğünç, sevinç
Selvi: Kış yaz yaprağını dökmeyen, ince uzun bir ağaç, servi selbi
Senem: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı
Seren: Gemi direği uzun ağaç, “sermek” eylemini yapan
Serin: Ilık ile soğuk arası, az soğuk, serinlik veren
Serpil: Geliş ve büyü, boylan, boy at; ince ince savrularak yağ
Seval: Beğen al
Sevgi: Insanı bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye iten duygu, sevme duygusu, tutkunluk, sevi
Sevi: Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu
Sevil: “Kendini sevdir” sevgiye yaraşır ol
Sevilay: Sevilen Ay’sın
Sevim: Güzellik, hoşluk, sevimlilik, hoşa gitme hali, şirinlik, alımlılık
Sevinç: İstenen ya da hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku
Sezen: Açık bir kanıt olmadığı halde olmuş ya da olcak bir şeyi kestiren, duyumsayan
Sezgi: Aklın yardımı olmadan, gerçeğin doğrudan doğruya kavranması bir şeyi önceden bilme, duyumsama yeteneği, sezme yeteneği, seziş
Sezgin: Sezgisi olan
Sezin: Sezinleme işi, sezme
Sıla: Kişinin doğup büyüdüğü ve gurbette iken özlediği yer
Sibel: Henüz yere düşmemiş, havada uçuşan yağmur tanesi, buğday başağı
Simge: Bir özelliği tümüyle kendinde toplayan örnek, bir şeyin göstergesi
Sonay: Yılın son ayı
Songül: (Doğan son çocuğa konur) güllerin sonuncusu
Su: Rengi kokusu, tadı olmayan sıvı
Suna: Bir sülün türü, bir tür sülün, yaban ördeği

-Ş-

Şahbanu: Hükümdar eşi
Şahika: Dağ doruğu.
Şan: Şöhret.
Şanal: Ün kazan, ünlü bir kimse ol, ünlen
Şenay: Neşeli Ay
Şener: Şen kimse, şen kişi
Şengül: Neşeli gül
Şengün: Neşeli gün
Şeniz: Hepimiz neşeliyiz, neşeli iz
Şenkal: Neşeli ve şen kal
Şenol: Neşeli, şen ol
Şensoy: Neşeli soy, şen soy
Şensu: Neşeli su, şen su
Şölen: Eğlenmek ya da bir olayı kutlamak üzere, bir çok kimsenin biraraya gelip birlikte yedikleri yemek, yemekli eğlenceli toplantı
Şölende: Bir olayı kutlamak amsacıyla yapılan yemekli toplantı.
Şule: Ateş alevi.

-T-

Tamay: Dolunay
Tan: Güneş doğmadan önceki alaca karanlık, sabah aydınlığı
Tanay: Tan zamanı doğan Ay, çok güzel kimse
Tansel: Sabah aydınlığının seli
Tanseli: Sabah aydınlığının seli
Tansu: Insana şaşkınlık veren, akıl yoluyla açıklanamayan doğaüstü olay, tansık, mucize
Tanyel: Sabah aydınlığının yeli, sabahın çok erken saatlerinde esen yel
Tanyeri: Güneş’in doğmak üzere olduğu sırada ufukta hafifçe kızaran aydınlık yer
Tekgül: Biricik gül
Tezcan: Sabırsız, atılgan
Tolunay: Ay’ın en dolgun göründüğü zaman, ayın dördü, Ay’ın on dördü gibi, çok güzel, dolunay
Tomris: (Türkçe “temür” “demir” sözcüğünden değiştiği sanılıyor) İskit Türklerinin Kafkasya’da oturan kolu olan Massagetlerin ünlü kraliçesinin adı
Tomurcuk: Çiçek vercek olan gonca, bir bitkinin üzerinde bulunan, ilerde sap, çiçek ya da bir çok yaprak verecek olan küçük kabartı, domurcuk
Toprak: Üzerinde tüm bitkilere ve öteki canlılılara yaşam ortamı sağlayan, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla organik cisimlerden oluşan madde, arazi, tarla, kara, ülke
Tumay: Sessiz, durgun, dingin
Tuna: Karaormanlar’dan doğup Karadeniz’e dökülen ve Avrupa’nın Volga’dan sonra en uzun ırmağı
Tutkun: Gönül vermiş, bağlanmış, çok sevmiş, tutulmuş
Tülay: Tülden yapılmış ay
Tümay: Bütünlenmiş Ay, dolunay
Tüzün: Düzenlilik, düzgünlük, düzgün, iyi bir soydan gelen, soylu
Tüzüner: Yumuşak huylu, düzenli kimse

-U-

Uçay: Uçtaki ay
Uğur: Halkın kimi olgularda gördüğü iyilik muştusu, kimi nesnelerde var olduğuna İnandığı iyilik kaynağı, iyilik
Umay: (Farsça “hüma” hümay’ın Türkçeleşmiş biçimi) Hint Okyanusu adalarında bulunan, güvercin büyüklüğünde, zümrüt yeşili kanatları olan, kemikle beslenen, üzerinden geçtiği kimselere zenginlik ve mutluluk getireceğine inanılan, masal kuşu, devlet kuşu,
Umut: Ummaktan doğan iç erinci, umulan şey
Utku: Birçok emek ve çekinceli uğraşlar sonucu erişilen mutlu sonuç, yengi, zafer
Uysal: Yumuşak başlı, söz dinler, söz analar
Uzay: Bütün varlıkları her yandan kaplayan sonsuz boşluk

-Ü-

Üçgül: Üç küçük yapraktan oluşan, bileşik yapraklı, pembe, beyaz, kırmızı mor ve sarı renkte çiçekler açan bir ot
Ülgen: Yüce, yüksek, ulu, büyük, sağlam, iyilik tanrısı
Ülke: Bir devletin egemenliği altındaki toprakların topu
Ülker: Boğa burcunda yer alan ve yedi yıldızdan oluşan takımyıldızı
Ülkü: Insanı umut içinde yaşatan, ulaşılmaya çalışılan yüce dilek
Ülküm: “Benim olan ülkü”, “benim ülküm”, “ulaşmak istediğim yüce dilek”.
Ürün: Doğadan elde edilen yararlı şey

-V-

Vahide: Bağışlayan
Vedia: Korunmasi için bırakılan emanet
Verda: Gül
Venüs: Bir gezegen adı
Verda: Gül
Verdinaz: Nazların gülü
Vildan: Yeni doğmuş çocuk
Vuslat: Sevgiliye kavuşma

-Y-

Yağan: Gökten yere dökülen
Yağmur: Havadaki su buharının yükseklerde soğuyarak yoğunlaşması sonucu yere düşen su damlacıkları
Yakut: Kuzey Sibirya’da yaşayan bir Türk boyu; bu boydan olan kimse, parlak, kırmızı renkte çok değerli bir taş
Yaprak: Bitkilerin, çeşitli biçimlerdeki düz ve yeşil kısımları
Yaşam: Canlıda, doğumdan ölüme değin geçen süre
Yeliz: Yelce, yel gibi, güzel aydınlık
Yeşim: Yeşil renkte çok değerli bir taş
Yıldız: Gökyüzünde geceleri görülen ışıklı gök cisimlerinin adı.
Yonca: Hayvan yiyeceği olarak yetiştirilen, baklagillerden, güzel bir ot
Yosun: Toprağın, kayaların, ağaçların üstünde yetişen, suların yüzünde ve dibinde bulunan çiçeksiz bir bitki
Yudum: Bir içimlik sıvı, bir içişte yutulacak miktar
Yüksel: Yukarı çık,ilerle

-Z-

Zeliş: Din kitaplarındaki Yusuf ile Züleyha öyküsünün kadın kahramanı
Zeren: Kavrayışlı, anlayışlı zeki
Zeynep: Güzel, süs, tombul
Zühre: Çobanyıldızı, Çolpan
Zuhal: Satürn gezegeninin adı.
Zulal: Hafif, güzel, soğuk su.
Zübeyde: Öz, asıl
Zühre: Çoban yıldızı, venüs.
Züleyha: Su perisi – Hz.Yusuf’un karısı
Zümra: Akıllı, çabuk kavrayan kadın.
Zümrüt: Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı.


Yazı Hakkında Hiç Yorum Yapılmamış
Çok Okunanlar
Son Yorumlar
merhaba ben bir başak erkeginle evliyim 8 senedir maşallah diyelim.Zor erkeklerdir evlenmeden önce neler cektim anlatamam sizi her şeyi benden bekledi çok aşıktı ama bana biliyodum 4 sene zar zor cıktık neredeyse evlenme teklifini bile ben yaptım diye biliriz odun erkeklerdir biraz ama cok sevecen cok iyidirler sadıklardır hayatta başka kadınlara bakmazlar şimdi 2 tane cocugumuz var ve cokk mutluyuzz
merhaba arkadaşlar 14 yaşıma ocakta girdim 7 ye gidiyorum sevgilim var ve 15 gün oldu çıkmaya başlayalı çıkarken baştan peşin peşin dedi öpüceğim seni falan diye iskelede onn boynuna yatmıştım bana bakıyodu bende baktım dudaklarımızz yaklaştı ama ben çektim bde hiç öpüşmedim ayrıca 2.buluşmamızda öpüşmek istiyo ailemin çıktığımızdan bile haberi yok yapmalımıyım yapmak istiyorum aslında ama tedirginde oluyorum :/ ne yapmalıyım pekii öpüşmelimiyim hayır dersem bana ilgisi düşebilir ve geri nasıl çevirebilirim ? öpüşüceksek ise nasıl olmalı ? yardımcı olurmusunuz <3 bu arada sevgilim porno falan izliyomuş aşk.fm de sorduklarında gördüm ne yapmalıyım ?
Ecrin yazdiklarin o kadar dogruki inanilmaz. Ben hata yaptim eski sevgilimden anlattim sonra ikinci hatam onu sikbogaz ettim. Kafasi cok karisikken ben üstüne gittim niye hic bana yazmiyorsun aramiyorsun diye. Simdi aramiz pek iyi degil bana bir hafta zaman verdi bir hafta bekle seni aricam dedi devammi yoksa bittim diye. Iki gün önce tel sinirlendi bana bagirdi babamla niye anlatiyorsun diye bitti dedi. Bende sordum sevmiyormusun bana dedigin o güzel cümleler yalanmydi deyince sakinlesti sustu ve iste bir hafta sonra seni aricam dedi. Bende bekliyorum ama ona güzel siirler yaziyorum duygularimi anlatiyorum. Dediginiz gibi cok zor insanlar aslanlar ama ben cok seviyorum. Insallah iyi olumlu haber alirim insallah burda yazan okuyan herkezde sevdgini kavusur hayirlisiyla.
Başkasını unuttmurmaya çalış. Baktın olmuyor: ilk arkadaş ol sonradan yakınlaşırsın. Yalnız dikkat et aslanlara :)
benım aslan burcu olan sevgılım vardı. Burda yazılanların aynısıydı. burda yazılanların hepsini yaptım ama kısa bi süre sonra baska bırıne asık oldu. ayrılırken zaten ikimizde beterdık. Yanı uzak durmak gerekır aslanlardan ;)